Maraş Girişimi

Geleceğimizin Birleştiği Yer

Halil Dalkılıç

Kürdün kendini bulma eylemi Newroz

Halil Dalkılıç - Kürdün kendini bulma eylemi Newroz

Kürtlerde son nesiller, halk olarak toplumsal buluşmalara genelde yas içeren, bireysel veya toplu ölümlere, acılara gösterilen tepki etkinlikleri ile cenaze törenlerinde tanık olduklarından, Kürt olma bilincinin yas ve acı üzerinden canlı tutulduğuna tanık oldular. Dışarıdan birilerinin bu görünüm karşısında ‘Kürtler kimdir’ şeklindeki bir soruya verdiği veya vereceği en objektif yanıt da, herhalde ‘yas tutan bir halktır’ şeklinde olmuştur. Bu ‘acı’ gerçeklik içinde belki de bir tek Newroz, Kürtlerin her halk gibi; acıları kadar sevinçleri de olan bir halk olarak coşku ve sevincini de ifade edebildiği bir gün, bir bayram özelliği taşıyor. Newroz, bu özelliğiyle Kürdün kendisiyle, kendi öz değerleri ve gerçekliğiyle buluşma eylemidir. Kürtler, ‘Newroz Halkı’ olarak da tanımlanması da bundandır...

 

Mitolojiden gerçeğe...

Newroz’a ilişkin mitolojik anlatımlar içerisinde Demirci Kawa ve Zalim Dehak hikayesi, belki de Kürtlerin kendilerini en iyi tarif ettiğine inandıkları için sahiplenip dillendirdikleri ana hikayedir. Kürtler Newroz’u, tarihte Kürt aşiretlerinden oluşan Med Konfederasyonu’nun Asur egemenlerini yenilgiye uğrattığı günle aynılaştırarak, siyasi bir mana da yükledi. Mitolojik hikayede her gün, bir kadın ve bir erkek, iki gencin beyinlerinin Zalim Dehak’ın yaralarının iyileştirilmesi için öldürüldüğü ve zaman içerisinde bunlardan bazılarının öldürülmeyip dağa gönderildiği belirtilir. 

Bu mitolojik hikaye, bir çok sembolüyle Kürtlerin son 40 yıldır yaşadıklarıyla hemen hemen aynı çağrışımları yapması açısından da en fazla tutulan anlatımdır: Destanda anlatıldığı gibi; Kürt toplulukların zalim iktidarların vahşetiyle yüzyüze olması, ölümden kaçışı olmayan kadın ve erkek Kürt gençlerin kurtuluş için dağa çıkışı veya ailelerinin onları dağa göndermesi, Demirci Kawa’nın önderliği ve örgütlenmesi ile zalimi yenmek ve toplumsal kurtuluş için yeniden ovaya, şehire dönüş, adeta bu gün yaşanan Kürt gerçekliğinin de birebir anlatımıdır...

Son yıllara kadar hiç bir toplumsal değerini paylaşamayan, hiç bir özgünlüğünü yansıtamayan, yaşamı hakkında hiç bir iradi müdahalede bulunamayan, halk olarak en sıradan insani talep ve eylemi, ölüm ve zulümle bastırılan Kürtlerin durumu, mitolojide anlatılan, o her gün iki gencinin zalim sultan için öldürülmesini çaresizce izleyen binlerce yıl önceki Kürdünküne nasıl benziyordu değil mi?.. Kurtuluşu dağa çıkmakta bulan ve dağda özgürlük bilinciyle donanıp yeniden ovaya inerek zalimin sarayını ateşe veren Demirci Kawa ile ordusunun verdiği ‘yeni gün’ müjdesi, çağdaş Kürt Özgürlük Hareketi PKK’nin mücadelesinin, özellikle de daha geçtiğimiz günlerde Kobanê’de modern çağın vahşilerine karşı gerçekleşen zaferin dört parça Kürdistan’da yarattığı coşkuya ve ‘yeni gün’ umuduna ne kadar benziyor değil mi?...

 

'Newroz Hareketi’

 Kürt Özgürlük Hareketi, Kürtleri kendi hakikatiyle yeniden buluşturan mücadelesiyle bir ‘Newroz Hareketi’ olarak da tanımlanabilir. Kürtleri, halk olarak yokoluş ve ölüm sınırından, yeniden varoluş ve diriliş sürecine sokan gerçekliğiyle Kürdistan İşçi Partisi olgusu, yeni Kürdün özgürlük bilinci oldu. Kürdün öz tarih hafızasının kıyısında ve köşesinde kalan öz mirasi kırıntıları, insanlığın genel birikimiyle harmanlayarak Kürde insanlık ailesinin saygın bir ferdi olma özgüvenini ve bilincini yeniden kazandırdı. Öz değerlerini, özgür ve onurlu yaşam duruşunu ve bu değerler için mücadele etme cesaretini pratiğiyle gösterdi. Kürde, Newroz halkı olma hakikatini yeniden hatırlattı. Bu mücadele sayesinde bu gün Newroz, Kurdî bilinçte ‘kurtuluş ve özgürlük’ manasındadır; her açıdan ‘yeni gün’, doğum ve toplumsal yeniden doğuştur.

 

‘Ateşle temizlemek, ateşle temizlenmek’

Newroz’un en önemli sembolü ateştir. Binlerce yıl önce Zalim Dehak’ın sarayını yakıp, başına yıkan Demirci Kawa’nın elindeki meşale, 21. yüzyılın başında, özgürlük kapısını aralayan Kürt direnişçilerin, Amed Zindanı’nda Mazlum’un yaktığı üç kibrit çöpüyle tutuşturup Kürdistan dağlarına serpiştirdiği ve dağda bilinçle donatıp ovalara, kentlere yaydığı toplumsallaşmış özgürlük umudunun ta kendisidir.

Bundandır ki; Kürtlere göre Newroz, zalimin zulmünü ateşle yıkma ve Kurdî toplumsallığa giydirilen kiri pası ateşle temizleme, kendi hakikatiyle yeniden buluşturma eylemidir. Ateşli bir zaferdir; ateşle temizlemek, ateşle temizlenmektir. Zalimin sarayını, kalesini ateşle yıkmak ve kale burçlarında ateşle yıkanarak ışıktan can ve yeni yaşamın umudu olmak; Mazlum, Zekiye, Rahşan, Ronahî ve Bêrîvan’ın aleviyle Kurdî hakikate erebilmektir...

 

‘Newroz Kadını’

Newroz’a dair mitolojik anlatımlarda muğlak bırakılmasına rağmen, mitolojik düalizm gereği, beyinleri zalim Dehak’ın yaralarına sürülmek üzere öldürülen gençlerin biri erkek ise, diğeri de kadın olmalıdır. Çünkü iktidar ve zulüm olgusu ne kadar eril ise, özgürlük olgusu o kadar dişildir. Bu gün, zulümden dağa çıkan ve yaşamın her anı ve alanına iradesiyle müdahil olan Kürt kadını, Önder Öcalan’ın felsefesiyle özgürlük bilincini donanıp, kentin zorba sultanlarına korku salıyor. Bir yandan Rojava’da, Şengal’de, dört parça Kürdistan’da verdiği destansı mücadeleyle tüm insanlığa umut olurken, aynı zamanda mevcut kapitalist bencil yaşamın çeperinde ‘kullanılan’ bir objeye dönüştürülmüş olan ‘modern’ kadına da‘özgürlük’ olgusunu yeniden sorgulatıyor. Kürt kadını, eskiyi yıkan ve yeni yaşamı kurup örgütleyen rolüyle artık ‘Newroz Kadını’dır...

 

‘Newroz coğrafyası’

Newroz, Ön Asyalı bir çok halkın mitolojik hikayelerinde genelde ’bahar’ın gelişi olarak yer alsa da, ‘kurtuluş ve özgürlük’ vurgusu en belirgin olarak Kürt mitolojisinde göze çarpar. Günümüzde insanlığın bu kavramlara en fazla muhtaç bırakıldığı coğrafyada Kürtler, mücadeleleriyle tüm halklar için yeni bir günü, çağın Newroz’unu müjdeliyor. Bu gün Rojava ve Başûr başta olmak üzere tüm Kürdistan ve Ortadoğu coğrafyasında birlikte yaşadığı tüm halklara öz iradeleri ve öz değerleriyle; birlikte eşit, özgür ve adil bir yaşamın çağrısını yapan Kürt Özgürlük Hareketi, aynı zamanda öz değerlerinden dolayı zalimin zulmünden çeken Süryani, Ermeni, Arap, Türkmen, Hıristiyan vs. bir çok ezilen halkın varlığının bizzat koruyuculuğunu da üstlenmiş durumda. Verilen mücadele bir anlamda, iktidarcı zulmün savaş, yıkım ve ölüm meydanına dönüştürdüğü Ortadoğu’yu, ‘Özgür Kürdistan ve Demokratik Ortadoğu’ perspektifiyle ‘Newroz Coğrafyası’na dönüştürme ve bunu tüm halkların ortak rüyası haline getirme mücadelesidir; yeni gün, yeni yaşam ve yeni baharın çığlığıdır. Newroz, Newroz’u yaratan ve yaşatanlara kutlu olsun!..

 

 *yeniözgürpolitikaART - 21.03.15

Template Design Memo