Maraş Girişimi

Geleceğimizin Birleştiği Yer

Maraş Girişimi Biro xêr ba!

Elif Sonzamancı - Maraş Girişimi Biro xêr ba!

Çocukluğum Antep'te geçti. Antep'in özgün kültürüne olan yabancılığım, ben ve benim gibileri izole büyüttü. Hiçbir zaman bir Antepli olamadım/dık. İsmim Pazarcık'ta önemli bir ermiş olan Elif Ana'dan geliyordu, oysa yıllarca herkese Arap alfabesinin ilk harfi olduğunu söyledim... Antep'in bu özgün kültürü arasında Pazarcıklılar'ın bulunduğu mahallelerde hep Kürtçe sözcükler yankılanırdı. Çocukları ile Türkçe konuşan, fakat birbirleriyle sürekli Kürtçe konuşan insanların bulunduğu küçük bir ülkeydi adeta Pazarcıklıların yaşadığı mahalleler.
Antepliler çocuklarına 'Kepeen kesilesıca' (kısmetin kesilsin) şeklinde kızarken, Pazarcıklılar 'Mola ta bişawita' (Evin yansın) diyerek kızardı. Aslında iki özgün kültür, yan yana olduğu halde birbirine bir o kadar da yabancıydı. Hem dilleri, hem inançları... Annem ve babamın birbirleriyle Türkçe konuştuğuna çok ender tanık oldum. Fakat biz çocuklar birbirimizle hep Türkçe konuştuk. Sonradan öğrendiğimiz Kürtçe'yi konuşurken de, Kürtçesi 'gelişkin' hevaller tarafından alay konusu olduk. İşte bu içten alaycı bakış açısı, benim Kürtçemi dibe çekti... Velhasıl bunlar uzun meseleler...
Maraş ne batılılaşabilmiş, ne de doğulu olabilmiş, konuştuğu Kürtçesi dışlanmış, bağlı bulunduğu Kızılbaş inancını yaşatamamış, katliam travmalarını hala atlatamamış, İç Torosların eteğinde bahtsız bir şehir olarak duruyor. Oysa bir zamanlar sahip olduğu kültürel zenginlik Maraş'ı ne kadar değerli kılıyordu. 1919 yılında Kürdistan'a giderek incelemelerde bulunan Binbaşı Noel, günlüklerinde -izlenimleri, sahip olduğu konum dolayısıyla sübjektif bir şekilde yansıtılmış; fakat canlı tanıklıkları yansıtması açısından önemli bir kaynak- Maraş'a vardığındaki izlenimlerini şöyle tarif ediyor: "Gözüme ilk çarpan olay, kadınların peçesiz ve hür olmalarıydı. Erkekleri ile tartışıyor, bizim sohbetlerimize katılıyor, çok rahat bir şekilde kendi fikirlerini öne sürebiliyorlardı." Yine Binbaşı Noel, başka köylerdeki gözlemlerinde Kızılbaş Kürtler'in en az Sünni Kürtler kadar Kürt milliyetçi ruhuna sahip olduklarını belirtiyor.  
İç Toroslar'a, aynı zamanda Maraş'a Kürtler'in yerleşimi Eyyübiler döneminde gerçekleşiyor. Eyyübiler döneminde Maraş merkez olmak üzere İç Toroslar'a yoğun bir Alevi Kürt göçü yaşanıyor. Alevi hareketleri için de önemli bir coğrafya olan Maraş, Selçuklular döneminden itibaren bu hareketlere ev sahipliği de yapmıştır. Maraş, 1239/40'larda Babai hareketinin aktif olduğu bir coğrafya olmakla beraber, aynı zamanda batılı kaynaklarda Kürt Amazonu olarak geçen, atının üstünde esmer tenli savaşçı Fataraş'ın da memleketidir. İç Toroslar hakkında Mehmet Bayrak'tan önemli bilgiler edindim. 'İç Toroslarda Alevi Kürt Aşiretleri' kitabı konuyla ilgili kayda değer bilgiler içeriyor.
Maraş, sahip olduğu kültürel doku ile de oldukça önemli bir merkez. Farklı bir dokusunu da Ermeniler oluşturuyordu. Daha geçenlerde Ferda Çetin, köşesinde Uruguay'a göç eden Maraşlı Ermenileri yazmıştı. Ermeni Katliamı döneminde Maraş'tan Uruguay'a kaçmak zorunda kalan Ermeniler, 'belleklerini' kurdukları "Maraşlılar Derneği" ile sürdürmeye çalışıyorlardı.
Cumhuriyet politikaları ile doruğa ulaşan, inkar ve imha siyasetinden nasibini alan Maraş, yaşadığı katliam sonrası, yurtdışına önemli oranda göç verdi. Göçün ardından hem Maraş'ın kendisinde hem de yurtdışında yaşayan Maraşlılarda bir kültür dejenerasyonu başladı. Bu boşluktan doğan zemini CHP, bütün Alevi coğrafyalarında olduğu gibi çok iyi değerlendirdi. Kendine olan yabancılaşma süreci, katliamdan sonra daha da hızlandı.
İşte bu kayıp kuşağın fertleri Frankfurt'ta gerçekleştirdikleri toplantı sonrasında "Maraş Girişimi"ni deklare etti. Öze dönüş özlemiyle bir araya gelen Maraşlılar, gerek inançlarına, gerekse de dillerine sahip çıkmak, tarihlerini deşmek amacıyla bu girişimi kurdular. Başlangıç olması itibariyle birçoğunun kafasında hala netleşen bir resim yoktu. Fakat tartıştıkça, sorunlar dile geldikçe amaçta ortaklaşıldı: "Dilimize, kültürümüze, inancımıza sahip çıkmalıyız. Avuçlarımızdan kayıp giden değerlerimizi koruma altına almalıyız. Yüzleşmek için Maraş Katliamı'nı tekrar yargıya taşımalıyız. Topraklarımıza kurulan ve doğamızı yok eden fabrikalara dur demeliyiz. Bu topraklar sahipsiz değil."
Maraş'ın Kürtlük ve Alevilik bilinçlenmesine ihtiyacı var. Varolan mevcut yapı içerisinde, diğer kültürlere sırtını dönmeden, en ivedilikle yapılması gereken, bu iki unsur etrafında bilinçlenme çalışmaları yürütmektir. 'Kapı kapamişke' klişesi, 'Derî bigre' realitesine döndüğünde sağlam adımlarla ilerliyoruz demektir. Biro la ma gişkon xêr ba!

*Yazarımız Elif Sonzamancı’nın 19 Mart 2014 tarihinde Yeni Özgür Politika gazetesindeki Avrupa Gündemi köşe yazısından alınmıştır

Template Design Memo