Perşembe, Eylül 19, 2019

Maraş Girişimi Deklarasyonu

Mezopotamya yani Kürdistan’ın Etnik, mezhep ve siyasal duruşuyla farklı özellikler taşıyan Maraş bölgesi tarihsel olarak da direnişçi kimliğiyle tanınır.

Osmanlı’lar döneminde Elbistan Kürt Alevilerin başkenti olarak bilinir. Osmanlılar Elbistan’ın bu ‘Kürt Aleviliğinin Başkenti’ konumunu ortadan kaldırmak için daha Yavuz Selim zamanından başlayarak bölgeye yoğun katliam ve Kürtsüzleştirme politikaları dayatmışlardır. Bu durum yörede pek çok isyanın olmasına vesile olmuştur. Ortaçağ’da bu coğrafyada otoriteye ve çeşitli güçlere karşı yaşanmış olan en büyük birleşik halklar isyanı olan Babailer İsyanı (Baba İshak isyanı) Maraş ve çevresinde yaşanmıştır.  Ardından 1520’lü yıllarda Kalender Çelebi İsyanı, Zennen Baba İsyanı,  Şah İsmail İsyanı ve Celali İsyanları Maraş ve çevresinde cereyan etmiştir.

Osmanlılar bu ayaklanmaları büyük kırımlarla bastırmakla kalmamış Anadolu’nun çeşitli yerlerinde bastırılan Türkmen ayaklanmalarından geriye kalan ‘kılıç artıklarını’ da Maraş da mecburi iskâna tabi tutarak bölgenin demografik yapısını değiştirmeyi hedeflemiştir.

Bölgenin 1800’lere kadar bölgenin etnik, dinsel ve direnişçi özelliği, 1800’lerin ikinci yarısında Maraş’a Rusya’dan sürgün edilen Çerkezler nedeniyle farklılıklar göstermeye başlamıştır. Zira Çerkezler, Osmanlı’nın, daha sonra İttihat ve Terakki’nin ve devamında cumhuriyetin askeri kadrolarının temelini oluşturmuşlardır. Örneğin 1800 yıllarda Osmanlı İmparatorluğu’nun kurduğu dönemin özel ordusu olan Fırkai İslahiye bölge halklarına yönelik sistemli ve kapsamlı saldırılarda bulunmuştur. Bunun sonucunda bölgenin devlete tabii olmadan yaşayan halkları zorla yerleşik hale getirilmişler, bugün bildiğimiz Osmaniye gibi şehirler bu şekilde kurulmuştur.

Bu şekilde devlete tabii hale getirilen bu toplumsal kesimler, daha sonra İttihat ve Terakki tarafından geliştirilen asimilasyon politikalarına tabii tutulmuş, ilk olarak İslami olmayan topluluklar hedef alınmıştır. İslami olmayan Ermeniler, Süryaniler ve Rumlar Maraş’ta varlıklarını asimile amaçlı sistematik uygulamalara tabi tutulmuşlardır. Ermenilerin 1870’lerde geliştirdiği direnişler, 1915’lere kadar devam etmiştir. 1915’te başlayan tehcir ve daha sonra geliştirilen katliamlarla o güne kadar varlıklarını korumuş olan Ermeniler topyekûn olarak ve bir daha adı anılmamacasına Maraş’ta yok edilmişlerdir. Böylece gayri Müslim topluluklar olarak Süryaniler, Rumlar ve Yahudilerle birlikte Ermeniler de Maraş’tan yok edilerek adeta bir halklar bahçesi olan bölgenin özellikleri yok edilmeye başlanmıştır. Onların topraklarına ve evlerine, Türkleştirilen ve Sünnileştirilen göçmenler yerleştirilmiştir. Böylece 1870’lerde Fırkai İlahiye adlı özel ordunun faaliyetleri ile başlatılan ve Maraş’ın sosyal dokusunun tahrip edilmesini amaçlayan süreç yeni bir aşamaya geçmiştir.

Müslüman olmayan yerli halkın katliam, baskı ve zorba yöntemlerle tasfiye edilmesinden sonra bölgedeki Kürt Alevilere karşı başlatılan katliam süreci hızlandırılmıştır. Osmanlının son, Cumhuriyetin ilk dönemlerinde Katliamlardan kaçıp dağlara sığınan ve orada yüzyıllarca teslim olmayan Kürtler o dönem çoğu bataklık olan Ovalarda mecburi iskâna tabi tutulmuşlardır.

Maraş’taki Kürtlere ve Alevilere yönelik bu tasfiye amaçlı stratejik planlar 1960’larda yeni bir boyut kazandı: Asimilasyon en üst boyutlara tırmandırıldı, bölge halkı içinde Sünni düşmanlığı yaygınlaştırılarak, devletin asimilasyon ve dönüştürme politikaları cilalandı ve halk varlığını korumak adına Cumhuriyete teslime zorlandı. CHP şahsında şekillendirilen söz konusu politikaların 1960’larda başlayıp 1978’lere gelindiğinde bölge halkının Kürt Ulusal, Devrimci Demokrat ve Kızılbaş kimliği buluşma eğilimine girmesi Maraş katliamının planlanmasına neden olmuştur. Neden Maraş Katliamı, Neden Maraş sorularının yanıtı bu gelişmelerde gizlidir. Bu nedenle Maraş Katliamı devletin stratejik, iyi hesaplanmış politik bir operasyonudur. Bunun dışındaki bütün tartışmalar olayı sulandırmaya, farklı göstermeye yönelik çabalardır. Yani katliam özelde bölgenin Kürt özgürlük, devrimci- demokrat, kızılbaş mücadelesi ile Türkiye genelinde yükselişe geçen ve artık eskisi gibi yöneltilemeyen halk muhalefetini bastırmak için 12 Eylül Faşist Darbesinin zemini yapılmıştır.

Maraş Katliamı etnik ve siyasi bir operasyondur.

Maraş Katliamı etnik temizliği amaçlayan bir katliamdır. Ve planlayıcısı devlettir. Şovenizm ve Faşist eğilimlerin bölgede sürekli canlı tutulması da Maraş’ın çok kimlikli, mezhepsel yapısına yönelik stratejik bir hesaptır. Katliamda bu güçlerin kullanılması ve katliamın çok kolay gerçekleşmesi bu nedenle anlaşılırdır.
Maraş Katliamı stratejik bir Kürt operasyonudur. Önce katliamla halk sindirilip sonra da Avrupa ya göç bir kurtuluşmuş gibi dayatılarak çok kültürlü bir bölgenin son halkasının da bitirilmesi stratejisinin gereği yapılmıştır.

Katliamda CHP iktidardır. Asker, faşist güruhu korumakla görevli; polis, katliamcılara her türlü desteği verme emri altındadır. CHP’li İçişleri bakanı ise kamuoyunu “Kürt ve solcular sorumludur”  ile meşgul etmekle görevlidir. Bunların yanında ise dönemin paramiliter siyasal gücü olan MHP, ÜGD ve kadroları, Türkeş ve MHP Maraş Milletvekili Mehmet Yusuf Özbaş, Ökkeş Kenger (Şendiller), Muhsin Yazıcıoğlu, Abdullah Çatlı, Haluk Kırcı, Cem Ersever Yüzbaşı olarak tanınan Mehmet Ali Çeviker, MİT görevlileri silah kaçakçıları Ökkeş Çokuçkun, Gabriel Aktürk, CIA ajanı Aleksadre Peck ve yüzlerce MİT elamanı “piyango satıcısı”, ve faşist yer almaktadır. Bu isimler Maraş’la ilgili her yazıya, deklarasyona, inisiyatife girmelidir. Zira bu isimler bizi asıl katil devletle buluşturmaktadır.

Bu etnik temizliğe uğrayan Alevilerin hemen hepsi aynı zamanda Kürt Alevi’sidir. Bölgedeki katliam Sıkıyönetim şartlarında kitlesel göçü zorlayarak ve teşvik ederek sürmüş ve bir anlamda başarılı olmuştur. 

Sıkıyönetim mahkemesi, Maraş Katliamını bir katliam olarak tanımlamamış, öyle görmemiştir. Sıkıyönetim mahkemesince Maraş Katliamı iki topluluğun; Alevi ve Sünnilerin birbirleri arasında bir çatışması olarak tanımlanarak, devlet aklanmış ve olası uluslararası bir yargılamanın, insanlık suçu olarak yargılanmasının önü alınmıştır. Mahkemelerde sanıkları beraat ettirilmiş, kaynaklar, bilgiler, belgeler gizlenmiş ve adeta bir katliam yaşanmamış gibi hukuksal kararlar alınmıştır.

Bu bağlamda Maraş katliamının bütün yönleri ile açığa çıkartılıp hesabının sorulması en temel önceliğimizdir. Hem katledilen halkımıza sahip çıkacak, hem de bu insanlık suçunu uluslararası platformlara taşıyarak, devletin Kürt ve alevi halkına yönelik sistemli baskı ve katliam örneklerinin en belirgini olan Maraş’ı aydınlatmak en temel görevimiz olmalıdır. Bu katliamcı devleti deşifre etmekle kalmayıp, bölge halkımız ve kuşaklarımızın değerlerine sahip çıkması bilincini de geliştirecek ve gelecek nesillere devrettirecektir.

Doğa katliamına dur demeliyiz,

Bölge de devasa çimento Fabrikaları,  Termik santraller vb. kurularak yapılmak istenen doğa katliamını bu yüzyıllık Kürtsüzleştirme Politikasının bir parçası olarak devam etmektedir. Bu dev projeler salt doğa katliamlarını amaçlamamakta aynı zamanda siyasi stratejiler etrafında geliştirilmektedir. Bölgenin bitki örtüsü bozulmak istenmekte, halk göçe zorlanmakta, topraklar verimsiz kılınarak, köyler ve yöre boşaltılmak istenmekte, halkın ekonomik kaynakları kurutulmak istenmektedir. Taş Ocakları, Santraller, çöp ve çimento fabrikaları yakın zamanda yeşil alanları kurutacak, topalakları verimsiz hale getirecek, insan sağlığını tehlikeye sokacak kısaca bütün bölgemizi her anlamda bozacak duruma gelmiştir.  Siyanürlü altın, termik santral, çimento fabrikaları, taş ocakları, çöp fabrikaları gibi geleceğimiz yok eden projelere karşı direnişi her alana yaymak, etrafında örgütlenmek ve sonuç alıcı girişimlerde bulunmak da en temel amaçlarımız arasında olmalıdır.

AKP iktidarının her gün yenisini çıkarttığı Kanun Hükmünde Kararnamelerle kanun tanımazlığa devam etmekte, Hükümetin hukuk alanında yatırımcı şirketler lehine uyguladığı çifte standartlar, çevre direnişlerine karşı anti demokratik baskıları, çevre konusunda örgütlenmemiz gerektiğini daha acil kılmaktadır. Günümüzde gerek Elbistan Afşin termik santrali, gerekse de Pazarcık’ta kurulan dünyanın 2. ve 9. en büyük iki çimento fabrikasının bölgede yarattığı ölümcül yıkıma dur dememiz gerekmektedir. 

Devletin baskı, sindirme, on yıllara varan hapis cezalarına rağmen toplumda ve gençlik içinde çevre bilinci gelişmiştir. Kürt coğrafyasında ve yöremizdeki Pazarcık, Narlı, Elbistan, Afşin gibi alanlardaki çevre sorunları önceliklerimiz arasında yer almalıdır. Bu amaçla “Ovama ve Onuruma dokunma” inisiyatifinin başlatmış olduğu mücadeleyi önemsiyor ve takdirle karşılıyoruz. Bu mücadelenin büyütülmesi ve örnek durumunu sürdürmesi için gereken desteği vermek durumundayız.

Terolar Süreci, katliamın Yeni bir boyutudur

Terolar İŞİD kampı olayı özel bir durum olmayıp devletin Maraş’ı Kürt Alevilerden arındırma politikalarının ulaştığı güncel durumdur. Maraş katliamı ile başlayıp göçerttirme, Afşin-Elbistan Termik santrali, Çöp, devasa çimento Fabrikaları politikaları ile devam eden bu süreç Terolar süreci ile yeni bir aşama kazanmıştır. Dolayısıyla Terolar bir başlangıç değil, devletin Maraş üzerinde yürüttüğü konseptin bir devamıdır.

Bir yandan Terolar da bu devasa kamp yapılırken diğer taraftan kampın hemen yanı başında binlerce dönüm üzerine yeni bir Organize sanayi inşa edilerek bölgede Alevi-Sünni derinleştirilerek yeni bir katliama zemin hazırlanmaktadır.

Dolayısıyla Terolar süreci Maraş’ı Kürt Alevisizleştirme politikasının ne ilki ne de sonu olacaktır. Girişimimiz bunu Kürt Alevilere karşı geliştirilen bir sosyal-kültürel-demografik soykırım olarak tanımlamaktadır.  Dolayısıyla bu soykırım politikalarına karşılık günlük/göreli değil, uzun süreli bir örgütlük ile direniş geliştirmek esastır. Bu direniş hukuksal süreçleri geliştirmekle birlikte temelinde halkın örgütlenip aktif karşı koyuşuyla gerçekleşecektir.  Kampın hâlihazırda kurulmuş olması bu kampı ret eden karşı koyuşumuzu engelleyemez. Bir hançer gibi Pazarcık ovasının ortasına saplanan bu kamp tamamen ortadan kaldırılıncaya dek buna karşı direnişimiz her alanda devam edecektir.

Topraksızlaştırma bizleri bekleyen büyük bir tehlikedir

İsrail devletinin zamanında Filistinlilerden toprak satın alınarak kurulduğu unutulmamalıdır. Toprak bir halkın yaşamasında en temel dayanaktır. Vatan kavramı köken olarak üzerinde doğup büyünülen toprak anlamına gelir. Toprağı olmayan bir halk köksüz bir ağaca benzer.

Yukarı Terolar da kurulmak istenen Organize Sanayi, Termik santraller ve Çimento fabrikaları ile bir yandan çevre katledilirken diğer yandan da bölgede ‘satın alma’ ile bir topraksızlaştırma çalışması yürütülmektedir. Yeni yeni gün yüzüne çıkmaya başlayan kim ya da kimler tarafından yapıldığı hala tam tespit edilmemiş olan Tilkilerden başlayıp Malatya’ya kadar uzanan arazinin ‘birileri’ tarafından normal değerinin 5-6 katı fazla verilerek atın alınması da bu topraksızlaştırmanın bir parçası olarak devam etmektedir.

Bir yurtsuzlaştırma hareketinin başlangıcı olarak gördüğümüz bu topraksızlaştırma olayına karşı durmak, halkımızı bu konuda bilinçlendirme faaliyetleri yürütmek diğer bir önceliğimiz olmaktadır.

Alevilik Kürt kimliğiyle buluşmak zorundadır.

Bölgemizdeki Alevilerin Kürt olması onlara yönelik politikaları daha da yıkıcı kılmaktadır. İktidarlar öncelikle onların kimlikleriyle buluşmamalarını öncelik haline getirmiş ve asimilasyonu Kemalizmler buluşturarak bölgede Kültürel soykırımı en üst boyutlara taşımıştır. Bölge halkından bazı kesimlerin ısrarla “Biz aleviyiz-Kürt değiliz” söylemi korku ve sindirilmişliğin en büyük göstergesidir. “Alevilerin bir Kürt sorunu yoktur” söylemi, bölge politikalarının en tehlikelisidir. Oysa Kürt Aleviliği Zerdüştlükle benzeşen yanlarından dolayı aslında ulusal özellikler de taşır. Gerçek anlamda Aleviliği savunanlar kimlikleriyle doğal bir buluşmayı yaşarlar, zira Aleviliğin felsefesinin doğası bunu gerektirir. Fakat Kürt Aleviler Kürt kimliklerinden soyutlandırılmayla karşı karşıyadırlar. Aslında Mardin, Hakkâri vb. bölgelerinden çok, Kürt Alevilerinin Kürt sorunu vardır. Zira bu bölgelerdeki halkımız Kürt kimliklerini bir şekilde koruyabilmiş, kuşaklara aktarmış ve yaşamlarının bir parçası haline getirmişlerdir.

Aleviliğin tamda bu özelliğinden dolayı hep saldırı altında olması tesadüfi değildir. Cumhuriyet tarihi boyunca CHP ve Devlet laiklik adı altında Aleviliği direniş geleneğinden ve milli gerçekliğinden kopartarak, bir Türk mezhebiymiş gibi yansıtır. CHP daha da ileri giderek, Aleviliği laikliğin bir garantisi, Türk devletinin temel özelliklerinden biri gibi göstermeye çalışır ama Alevilerin güç olmasını engellemek için de katliamlardan asla vaz geçmez. Bu bir çelişki değildir, aksine Aleviliğin özüyle buluşma çabalarına zaman zaman müdahale geleneğidir. CHP Dersim isyanının bastırılmasından sonra devlet kimliğiyle bu geleneği sürdürmüş ve büyük ölçüde başarılı da olmuştur. Kimi Alevi büyüklerine sus payı verilerek, direnenler katledilerek korkutma, asimile etme politikaları Dersim, Maraş vb. alanlarda etkili olmuştur. Kürt Özgürlük hareketinin Maraş bölgesini direniş özelliklerinden ve konumundan dolayı esas alan politikaları bölgede Kürt ve alevi özelliklerinin özüne dönüşünün önünü açmıştır. O halde Avrupa Maraş Girişiminin diğer bir önceliği de Aleviliği Kürt kimliğiyle buluşturmak olacaktır.

Bu amaçla

1- İnisiyatifimiz Kürt özgürlük ve Türkiye sol demokrat ve ilerici güçlerin bileşkesi olan HDK, HDP vb. ittifakını desteklemek için çalışmalar yürütür.

2- Bölgemizde Aleviliğin Kürt kimliği ve özüyle buluşması için gerekli bütün çabayı gösterir ve söz konusu alanlarda faaliyet yürüten bütün oluşumlara destek verir, gerekli kurum ve organizasyonları oluşturur.

3- Maraş katliamının hesabının sorulması en başta gelen önceliğimiz olacaktır. Bu konuda yerel, ulusal, uluslararası siyasi, hukuk çevrelerine sorunu taşımak, bunu sürekli ve sonuç alınıncaya kadar süren bir çalışma haline getirmeliyiz.

4- Oluşum, Türkçülüğe, kemalime, dini gericiliğe ve inkârcılığa karşı mücadeleyi esas alır, bunun için siyasi, eğitsel ve tarihsel çalışmalar yürütür.

5- Bölgemizde alevi ve Özsel Kürt orijinalinde olduğu gibi Kürt kadın özgürlüğünü toplumsal özgürlüğün temeli sayar. Bunun için mücadele yürütür.

6- Ekolojik değerleri önemseyen oluşumumuz, bölgemizde doğaya, tarıma, havaya zarar veren, iklim dokusunu zedeleyen bütün santral, fabrika, maden ocağı, çöp fabrikası, orman kıyımı vb. faaliyetlere karşı tavizsiz bir duruş sergiler. Bunun için ulusal ve uluslararası düzeyde girişimlerde bulunur, ülkedeki oluşumlara her türlü desteği sunar.

7- Oluşum söz konusu amaçları için ulusal ve uluslararası siyasi ve sivil ve hukuk çevreleriyle ortak çalışmalar yürütür ve benzer sorunlara destek sunar.

Kültürel Alana İlişkin
1.Kültür festivalinin yapılması
    a) Festivalin Pazarcık ve Elbistan bölgesinde(iki yerde) yapılması.
    b) Festivalin iki yerde paralel yapılıp örgütlenmesi.
    c) Atölye çalışmaları olabildiğince her sanat dalında olabilmeli.
    d) Atölye çalışmasına ve festivale katılacak sanatçıların çoğunluğu bölgeden olmasına önem verilmeli.

2. Bölgenin Kürtçe lehçesinin korunması için çalışma yapılması.

3. Bölgeye özgü Kürt Alevi kültürü ve geleneklerinin korunması için yazınsal, görsel çalışalar yapılması.

Maraş Katliamına ilişkin

1. Katledilenlerin yakınlarıyla sözlü ve yazılı tarih çalışmasının yapılması.
2. Maraş Katliamına ilişkin görsel ve yazınsal arşiv oluşturulması.

3. Maraş Katliamının Avrupa insan Hakları Mahkemesi başta olmak üzere Yargıya tekrar taşınması için bir çalışmanın yapılması.
4. Katledilenlerin mezarlarının tespit edilmesi.
5. Her yıl Maraş’ta yapılan Maraş katliamını anma etkinliğinin Maraşlılar olarak sahiplenilip örgütlendirilmesi.

İnanç Merkezlerine Yönelik

1. Bunun için bir komisyonun kurulması.
2. Bu komisyonun pir, mürşit, dede ve Ocakzadeler’den oluşması.
3. Bu komisyonun Bölgede ve Avrupa’da bir merkezlerinin olması.
4. Avrupa’da Dernek kurmak yerine var olan bir dernekte merkezi çalışmasının yapılması.
5. Bölgede ise merkezi Kantarma, bir ayağının da Pazarcık’ta olacak şekilde örgütlendirilmesi.

Sözlü ve Yazılı Tarih Çalışması

1. Sistemden kaynaklanan anlayıştan arındırılarak temel dayanağı olan halkçı anlayışın kazandırılması.
2. Tarihlerinin araştırılarak arşiv çalışmasını yapılması.
3. Bölgedeki tarihi yer ve eserlerin envanterinin çıkarılması ve bunların bölgede kalmasını sağlayacak koruyucu bir projenin ortaya çıkarılması.
   

 Bunun için:

    a) Komisyon şeklinde  uzman bir ekibin oluşturulması.

    b) Oluşacak bu komisyonun öncelikle bir bölge özgülünde ön bir çalışmanın yapması.

    c) Ön çalışmanın sonuçlarına göre bir planlamanın yapılması.
    e) Bu planlamanın mecliste görüşülmesi ve bir yol haritasının çıkarılması.


Ekolojik Alana İlişkin

1. Onuruma ve Ovama Dokunma Hareketi’nin yeniden yapılandırılarak örgütlendirilmesi. Bunun için:
    a. Onuruma ve Ovama Dokunma Hareketi bileşenleri bölgenin tünümün içinde yer aldığı bireylerden oluşmalı.
    b. Çimento fabrikalarının bölgeden çıkarılması için etkin bir mücadelenin sürdürülmesi.
2. Eski barajın temizlenmesi ve yenisine karşı örgütlenmesinin yapılması.
3. Sultanlı ‘ya yapılmak istenilen havaalanının engellenmesi için bir çalışmanın yapılması ve ilk olarak oranın ağaçlandırma girişiminin başlatılması.
4. Afşin termik santralinin kapatılması için bir çalışmanın başlatılması.
5. Doğal tohum üretimi, depolanması ve saklanması için bir tesisin kurulması.

Sosyal  ve Ekonomik

1. İl, ilçe, kasaba ve köylerin sorunlarının tespit edilmesi ve bunun için bir komisyonun kurulması.
2. Bölge şehitlerinin listesinin çıkarılması ve arşivinin yapılması.
3. Köylerde kooperatifçiliğin örgütlendirilmesi ve bunun için proje üretilmesi.
4. Bölgedeki insanlar bölgedeki esnafın ticaret politikasından şikâyetçi bunun düzeltilmesi için bir çalışmanın yapılması.
5. Bölgede haftada bir gün açılan Bazar, bölge insanından oluşmayıp dışardan gelen kişiler tarafından yapılmakta. Bunun yerine bölge insanından oluşan ekolojik tarıma dayalı bir Bazar sisteminin geliştirilmesi

   a) Organik tarım teşvikiyle elde edilecek ürünlerin Bazarda satılması. Bu satıcıların ya bölge insanından ya da oluşacak kooperatifler eliyle yapılması

   b) Meyve ve sebzenin bölgeden organik şekilde üretilip dışardan alınmasının önüne geçilerek bölgesel kalınmaya katkı sağlanmalı

Medya

1. Bir basın yayım biriminin oluşması
    a. Birimin arşivleme yapması
    b. Basın yayım araçlarının geliştirilmesi

Maraş Girişimi 

23.04.2017

Latest articles

MARAŞ DEMOKRATİK DERNEKLER FEDERASYONU

BASINA VE KAMUOYUNA DEMOKRASİ İÇİN BİRLİK TEMEL ZEMİNİMİZDİR. Biz Maraşlı demokratik dernekler olarak hem yöremiz ve toplumumuz...

NEWROZ PİROZBE!

Bilindiği gibi Newroz, binlerce yıl önce Dehak’ın zulmüne karşı,  Demirci Kawa’nın önderliğinde  gerçekleştirilen büyük bir direnişin ve aynı zamanda, zaferin bayramıdır.  Dehak’ın sınırsız zulmüne başkaldıran...

LEYLA GÜVEN’İN TALEBİ BİZİM DE TALEBİMİZDİR.

DTK eş başkanı ve Hakkâri Milletvekili Leyla Güven, bugün itibarıyla 113 gündür, süresiz- dönüşümsüz açlık grevindedir.  Leyla Güven’in başlattığı açlık grevini, Nasır Yağız, İmam Şiş,...

MUHTAR OLMADAN DA HALKA HİZMET EDEBİLİRİZ.

Bu yerel seçimlerde, herkesin bildiği ve yaşadığı, ama önemine uygun düzeyde konuşulmayan bir durum yaşanmaktadır.  Konu, köylerde yaşanan  muhtarlık seçimleri. Özellikle bizim...

Similar articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Subscribe to our newsletter

Instagram

Premium WordPress Themes Download
Download Best WordPress Themes Free Download
Download WordPress Themes Free
Download WordPress Themes Free
online free course
download redmi firmware
Download WordPress Themes Free
udemy paid course free download