Pazar, Mayıs 26, 2019

I. ULUSLARARASI “SOYKIRIM KISKACINDA MARAŞ” KONFERANSI SONUÇ BİLGİRGESİ


BRÜKSEL, 6 Haziran 2017

Maraş Katliamı, ilk kez uluslararası bir konferans ile Avrupa kamuoyunun ve siyasetinin gündemine girmiştir. Konferansımız Maraş Girişimi, European Conservatives and Reformists Group (ECR) ve KNK tarafından organize edilmiştir.

Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye’nin yakın tarihinde yaşanan bu trajik olayı gündeme getirmesinin temel nedeni; insan hakları problemlerinin dile getirilmesi ve adalet talebini sahiplenmesidir. Bu konferansın Türkiye’de yoğun hak ihlallerinin yaşandığı bir döneme denk gelmesi de bu tartışmaya ayrı bir anlam katmaktadır. 

Maraş Katliamı, ötekileştirilen bir kimlik olarak Alevi-Kürt kimliğine yönelik, devlet destekli sivil-faşizan birimlerin yürüttüğü bir katliamdır. Katliam adım adım hazırlanarak uygulamaya konulmuştur. Maraş Katliamı’nın mağdurları, tanıkları bugün bile aynı acıyı, duyguyu günlük olarak yaşamaya devam etmektedirler. Maraş katliamı devlet tarafından sistematik olarak yapılan diğer katliamlar gibi ,politik açıdan hakim gücün toplumu yeniden dizayn etme politikasının bir parçasıdır.

Devlet, 1915-1922 yılları arasında nüfusun %40’ını oluşturan Ermenileri nasıl soykırıma uğrattıysa, aynı şekilde Maraş Katliamı ile Alevi-Kürt nüfusunu tasfiye etmeyi amaçlamıştır. Maraş Katliamı’nda devlet sadece politik açıdan değil, aynı zamanda pratik organizasyon boyutuyla da belirleyici ve aktiftir. Özellikle istihbarat ve güvenlik birimlerinin öncülüğünde faşizan sivil-siyasi birimler de araç olarak kullanılmıştır. Uzun bir zaman birlikte yaşayan, komşuluk ve sosyal ilişkileri olan sivil nüfusun Alevi-Kızılbaş kimliğin tasfiyesinde kullanılması, bu olayın temel karakterinden birini vermektedir.

Konferansımız, bu katliamın mağdurlarının ağzından katliama tanıklık da yapmıştır. Yaşlı kadınların gözlerinin oyulması, çukura bırakılarak üzerinden arabayla geçilmesi, hamile kadınların karınlarının deşilerek ceninlerin çıkarılması gibi vahşi pek çok uygulamayla bu katliam gerçekleştirilmiştir. Bir ailenin tüm üyelerinin öldürülerek yaş sırasına göre üst üste konulduğunu, en üste de evin kedisinin öldürülerek bırakıldığını, bir yurttaşın kanının bir tasa akıtılarak oyulan gözlerinin bu tasa bırakıldığı gibi vahşetin boyutunu ele veren olaylar  bizzat soruşturma savcıların ifadelerinden alınarak buraya aktarılmıştır. Özellikle kadınların bu katliamın da temel mağdurlarının başında geldiğini, tecavüze uğradıklarını da vurgulamak gerekiyor. Tüm bu verilere rağmen bu katliamın pratik uygulayıcıları kollanarak yargısal süreçten azade kılınmış, süreç hesap sorulmadan bugüne kadar kapatılmıştır.

Devlet, Maraş Katliamını daha çok bir karşılıklı vuruşma olarak tarif edip, kendini olayın dışına çıkarmaya çalışmıştır. Olayı iki toplumsal kesim arasında bir husumet boyutuyla ele alıp yargılamayı bu eksende gerçekleştirmiştir. Bu kapsamda bile soruşturma hakkıyla yürümemiş, önemli sanıkların çoğu beraat ettirilmiştir. Bu katliam, iç hukuk açısından tamamlanmış gibi görünse de, açık bir dava olarak kalmaktadır. Bu davanın yeniden incelenmesi, açılması için dava dosyasının alınması çabaları yaklaşık beş yıl boyunca devam etmiş, daha sonraki dosya talepleri de  ‘devlet sırrı’ olduğu gerekçesiyle red edilmiştir. Ne mağdurlar, ne avukatları ne de milletvekilleri bu dosyaya erişememektedirler.

Güncel açıdan da kayıp olan mezarların bulunması noktasında açılan davalar çok gayri ciddi bir yaklaşımla red edilmiştir. Maraş katliamı, yası tutulamayan bir katliam olarak devam etmektedir.

Maraş katliamına yol açan ana neden, devletin tekçi bir karakteri esas alması, Sunni-Türkçü zihniyeti hakim kılarak, farklılıkları törpüleyerek ulus-devlet inşasını hedeflemesidir. Ermeni-Süryani soykırımdan Maraş katliamına kadar yaşanan tarihi trajedilerin arkasında ki temel faktör budur. Halen de mevcut dışlayıcı siyaset, Türkiye siyasetine yol vermeye devam etmektedir.

Bu katliam üzerine konuşmak, bu katliam ile yüzleşmek aynı zamanda olası katliamların önüne geçmenin imkanlarından biridir.  Çünkü failler açısından insanlığa karşı suçlar, hemen üzeri kapatılması gereken suçlardır. Ve sistematik olarak devlet, bu katliamları inkar ediyor. Buna karşı bizler insanlığa karşı işlenen suçları unutmayacağız. Aksi taktirde kendini tekrar eden bir katliam kültürü hakim olmaya devam edecektir. Cizre’de Sur’da ve ülkenin pek çok şehrinde bugün devam eden yıkımlar,  katliamlar zincirinin günümüzdeki halkasını temsil etmektedir. Tarihi şehirlerin parça parça yok edilmesi, Taybet Ana örneğinde olduğu gibi, vurulan ve yaralananların cenazelerinin sokakta bırakılması, 10 yaşındaki Cemile’nin cenazesinin evde buzdolabında saklanması, trajedinin devam ettiğini ortaya koymaktadır.

Buna göre;

  • Konferansımız, Avrupa’nın siyasi iradesini Türk devletinin tarihsel ve güncel uygulamalarına karşı daha etkin bir tutum almaya davet etmektedir. Sadece söylemsel boyutuyla değil, daha etkin, pratik sonuçlar yaratacak caydırıcı bir yaklaşım sergilenmelidir.  
  • Konferansın temel taleplerinden biri de Avrupa’nın, Türkiye’de süren savaşın derinleşmemesi için silah satışının durdurulması olmuştur. Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin toplumsal sonuçları ağır bu sorunlar karşısında, adalet arayışına katkı sunmayan dar  bir yaklaşım sergilediğini, yetersiz kaldığını vurgulamak gerekiyor.
  • Hukuksal bir talep olarak, katliamın resmi olarak tanınması için gerekli mekanizmalar devreye konulmalıdır.
  • Maraş’ta yaşayan Alevi-Kürt kimliğinin kendi otantik yaşam alanında kalmaya devam etmesi için çalışma yürütülmesi, asimilasyona ve insansızlaştırılmaya karşı daha etkili tutumların sergilenmesi ve bunun için de tüm mağdurların biraya gelerek kurumsal bir ortak tutum alınması elzem bir tavır olacaktır. 
  • Avrupa Parlamentosu’nda ilk kez gerçekleşen bu konferans, katliamın unutturulmasına karşı, adalet arayışını yükseltmeye, mağdurların sesini daha geniş bir kesime iletmeye katkı sunacaktır. Konferansımız ayrıca konunun uluslararası politik çevreler ve hukuki platformlarda dile getirilmesine yönelik çalışmaların artmasına vesile olacaktır.
  • Yine bu konferansın yaratacağı kamuoyu desteğiyle, katliamın unutturulmaması için uygun yer veya yerlere, anıt ve benzeri sembollerin yapılması daha güncel hale gelebilecektir.

Maraş Girişimi olarak konferans hazırlıklarında bize destek veren, yardımlarını esirgemeyen tüm kurum, kuruluş ve bireylere teşekkürlerimizi sunuyoruz.

MARAŞ GİRİŞİMİ

Latest articles

MARAŞ DEMOKRATİK DERNEKLER FEDERASYONU

BASINA VE KAMUOYUNA DEMOKRASİ İÇİN BİRLİK TEMEL ZEMİNİMİZDİR. Biz Maraşlı demokratik dernekler olarak hem yöremiz ve toplumumuz...

NEWROZ PİROZBE!

Bilindiği gibi Newroz, binlerce yıl önce Dehak’ın zulmüne karşı,  Demirci Kawa’nın önderliğinde  gerçekleştirilen büyük bir direnişin ve aynı zamanda, zaferin bayramıdır.  Dehak’ın sınırsız zulmüne başkaldıran...

LEYLA GÜVEN’İN TALEBİ BİZİM DE TALEBİMİZDİR.

DTK eş başkanı ve Hakkâri Milletvekili Leyla Güven, bugün itibarıyla 113 gündür, süresiz- dönüşümsüz açlık grevindedir.  Leyla Güven’in başlattığı açlık grevini, Nasır Yağız, İmam Şiş,...

MUHTAR OLMADAN DA HALKA HİZMET EDEBİLİRİZ.

Bu yerel seçimlerde, herkesin bildiği ve yaşadığı, ama önemine uygun düzeyde konuşulmayan bir durum yaşanmaktadır.  Konu, köylerde yaşanan  muhtarlık seçimleri. Özellikle bizim...

Similar articles

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

Subscribe to our newsletter

Instagram

Free Download WordPress Themes
Download WordPress Themes
Download Nulled WordPress Themes
Download WordPress Themes Free
download udemy paid course for free
download lenevo firmware
Download WordPress Themes Free
free online course